Hype Treni: Death Stranding

Sinema Dünyasının Tarantino’su varsa, oyun dünyasınında da Kojima’sı var. Haliyle insanlar Kojima’nın yeni oyunu geliyor denince koşarak satın alıyorlar. 3 yıldır büyük bir heyecanla beklenen oyun, acaba oyuncuların beklentisi karşılayabilecek mi? Oyunun ilk 5 saatini oynadık ve sizleri bekletmemek adına ilk izlenimlerimizi paylaşmak istedik.

Gerçekten kargoculuk mu yapıyoruz?

Evet, gerçekten kargoculuk yapıyoruz. Ama bu kötü bir şey değil. Hatta oyunun böyle olması çok övülesi bir oyun olduğunu gösteriyor. Nasıl mı? Oyunda outpost temizlemek yok, böyle deli ve içi boş olan bir baş kötü karakter yok, şu adamı öldür görevi yok, şu adamı takip et görevi yok… Yani şunu demek istiyoruz. Son yıllarda büyük bütçeli oyunlar(Triple A games), o kadar çok birbirine benzedi ki farklı tatlara çok aç kaldık. Hiçbir stüdyo risk almıyor. Daha önce sevilen oyunların geliştirilmişini yapıp geçiyor. Tabii ki suçlayamıyoruz, çünkü yatırımcılar da riskli projelerden korkuyor. Parasını rahat rahat veremiyor. Zaten oyun sektöründe hiç kimse Death Stranding gibi bir oyun yapamaz, destek vermezler ki. Tabii adınız Hideo Kojima ise böyle riskli işler yapabiliyorsunuz.

Death Stranding’den ne beklemeliyiz?

Death Stranding, hem ağır oynanışıyla hem de animasyonlarının kalitesiyle RDR2’yi anımsatıyor. Ayrıca harika atmosfer ve müzikleriyle yolculuk ederken Gris, Far Lone Sails, Journey gibi tatlar alıyorsunuz. Yani oyun hem Indie hem de Triple A oyun gibi hissettiriyor. Sanki böyle ikisinin karışımı bir deneyim yaşıyormuşsunuz gibi oluyor.

RDR2 oynarken kendi müziğinizi açıp ağır ağır at sürmeyi hiç denediniz mi? Çok keyifli oluyor, tavsiye ederiz. Olağanüstü manzaraları incelerken atmosfere uygun müzik açınca kendinizi kaybediyorsunuz. Huzurlu ve dinlenmiş hissediyorsunuz.

Peki Kojima ne yapmış? Çok güzel manzaralar eşliğinde yürürken çok güzel müzikler koymuş ve eğer isterseniz çalan müziği değiştirebilir, farklı müzikler açabilirsiniz.

PS4 ve PS4 Pro arasında grafik farkı var mı?

Biz, oyunu PS4 Pro’da oynadık. Normal PS4 ile aynı grafikleri görüyoruz. Pro için ekstra iyileştirmeler yapmamışlar. Bize oyun biraz kötü gözüküyormuş gibi geldi. Sonuçta bu cihazda RDR2 ve God of war da gördük, 29 Mayıs 2020’de Last of Us Part II de göreceğiz. Keşke Death Stranding de etkileyici grafiklere sahip olsaydı. Oyun genel olarak güzel gözüküyor da eğer araziyi yakından incelerseniz doku çözünürlüğü çok düşük duruyor.

Death Stranding’in dünyası ilgi çekici mi?

Cedric Cunanan-Death Stranding Fan Art

Ters duran gök kuşakları, kordonlarla bağlanmış siyah hayaletler, tenha bir Amerika, hayaletleri görmemizi sağlayan bir bebek, görünmez yaratıklar, dokunduğu şeyi yaşlandıran yağmurlar… Elbette ilgi çekici! Bu gizemler sizi alıp götürüyor. Oyunun içine çekilip kayboluyorsunuz ve oyunun evreni hakkında sürekli bilgi sahibi oluyorsunuz. Oyun sizden kaçmıyor, “oyunun sonunda bu gizemleri açıklarım” demiyor. Sürekli bir şeylerin sebebini söylüyor. “Acaba neden böyle?” dediğinizde oyun hemen size cevap veriyor. Aklınızda sorular kalmadan yolunuza devam ediyorsunuz. Acaba ileride neler neler göreceğim? diyorsunuz. Ayrıca sinematiklerin çok uzun olduğunu söylemeliyiz. Oyunu oynamaktan çok sinematik izliyorsunuz. Tabii Kojima olduğundan bu sinematikler çok kaliteli. O kadar güzel bir hikaye anlatımı var ki heyecanlı bir şekilde hiç sıkılmadan izliyorsunuz. Yazıya devam etmeden önce sizi BB ile tanıştırmak istiyoruz:

Şu sevimliliğe bir bakın, yaptığınız çoğu şeye tepki veriyor. Bazen tatlı tatlı gülüyor, bazen çığlıklar atarak ağlıyor. Kendi fotoğrafınızı çektiğinizde ise “BB 40 like attı” diye bildirim geliyor. Bu bebek, kesinlikle oyun dünyasının en sevimli karakterlerinden biri oldu.

Oyunu kimler satın almalı?

Size bir soru sorarak başlayalım. Backtracking yapmayı seviyor musunuz? Ne demek istiyor diyorsanız, hemen açıklayalım. Yani oyunda sık sık geriye dönüp keşfetmeyi, aynı yollardan tekrar tekrar geçmeyi seviyor musunuz? Mesela Dark souls oyunlarında sıkça yapılır. Bunu neden sorduğumu şimdi anlayacaksınız.

Oyunun 5. saatinde bize şu görev verildi. “Oyunun en başındaki yere geri git ve şu kargoları götür.” Yani oyunda bu kadar ilerledik, yol katettik ama oyun geri dön dedi. İtiraf edelim eğer bunun olduğunu bilmesek çok sinirlenerek oyundan çıkabilirdik. Tabii bu görevin gelmesini beklediğimizden, bu göreve görünce şaşırmadık. Hatta biliyor musunuz? Çok keyiflendik. Neden mi? Sürekli yeni bölgelere giderken bir bilinmezlikten dolayı çok gergin oluyorsunuz. Şimdi ise bildiğimiz yollardan geriye kargo taşımak bizi rahatlattı. Neyse backtracking konusunu kapatalım, aksiyona gelelim.

Aksiyon, oyunda çok çok kısıtlı. Sürekli kargo taşıyıp yürüyüp duracaksınız. Oyunun çok keyifli mekanikleri var, dümdüz bir tuşa basıp gidiyoruz sanmayın. Engelleri aşmak için ekipmanlarımız var, ayrıca eğer dikkatli olmazsanız sürekli sağ sola doğru çarpıp yere düşebilirsiniz. Dengeyi sağlamanız lazım. Kargolara zarar gelmemeli. Yere düşerseniz veya zamanyıkımı yapan yağmurlara yakalanırsanız kargolarınız zarar görebilir. Bu arada oyunda stealth de çok kısıtlı. Gerçekten manzaraların tadını çıkararak gezmeyi sevenler bu oyunu almalı. Çünkü bunun dışında bir şey yok, aksiyon ve stealth çok çok az var.

Oyunun kadrosu yıldızlarla dolu. Kojima çok iyi oyuncularla çok güzel karakterler yaratmış.

Sonuç olarak hikayenin akıcılığıyla, evreninin ilgi çekiciğiyle, gizemli karakterleriyle, keyifli huzur verici oynanışıyla, şahane müzikleriyle biz oyunu çok sevdik. Oyunu bitirdiğimizde elbette görüşlerimiz değişebilir ancak şimdilik böyle. Son olarak oyunun fragmanını sizlerle paylaşalım. Umarım sizin için yararlı bir yazı olmuştur. İyi oyunlar!

 

 

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin.
Adınızı girin